BİR HAFTADA || İSTANBUL + KIBRIS + STUTTGART

Salı, Aralık 29, 2015


Sabiha Gökçen'de aktarma beklerken
Herkese Merhaba! Belki biliyorsunuz belki bilmiyorsunuz belki siz de "Almanyaya gitmişsin haber vermedin!" diye mesaj atanlardan oldunuz... Ben iki hafta önce bir haftalığına minik bir tatile çıktım. Asıl amacım bir süre derslere ve okula ara vermek gezmek alışveriş yapmaktı. Ama ne oldu? Hayatımın en yorucu haftası olarak elimde patladı. "Hayaller" vs "Hayatlar"!!

Geçen sene Kıbrısta okudum bildiğiniz gibi. Orada evde kalıyordum, evin elektriği ve kira kontratı beni adımaydı. Depozitoları alabilmek için benim bizzat gitmem gerekiyordu. O yüzden Kıbrıs'a gidecektim. Ayrıca Aralık'ın 19'unda en büyük halamın en küçük oğlu Şahin'in düğünü vardı. Babam her ikisine de bir arada gidebileceğim şekilde uçak biletlerini aldı ve minik tatilim böyle planlanmış oldu.

Cumartesi sabah saat 9'da yurtta çıktım, binbir zahmetle havaalanına gittim. Kastamonu'dan İstanbul'a oradan da Kıbrıs'a gidecektim. Uçuşlar arası 8 saat boşluğum vardı. Uçağa binmeden önce arkadaşım Sinan'a "Ben İstanbul'a geliyorum!" diye mesaj atıp telefonu kapattım. Uçuş beklediğimden çok daha kısa sürdü. İstanbul'a ben daha önce yanılmıyorsam iki veya üç defa gittim, hiçbir yerini bilmiyorum tabi. Sinan'ın tarifiyle bir otobüse binip metro istasyonunda indim ve buluştuk. Aslında 8 saat deyince çok geniş bir zaman, birçok şey yapılır gibi geliyordu. Ama otobüs+metro yaptık ki zaten metroya bindiğimizde sinan bana ilk durakta olduğumuzu ve son durakta ineceğimizi söylediğinde ben kahroldum. 

Önce yemek yedik, sonra biraz dolaştık tabi. Hatıra olarak yukarıdaki İstanbul kartpostalını aldım. Aslında postcrossing için almıştım ama fikrimi değiştirip o günün anısına sakladım.

istanbul kadıköy moda sahil
Moda Sahili
Sonra Sinan beni yön kavramımı şaşırtarak oradan oraya dolaştırdı ve Moda Sahiline götürdü. Soğuktan donmuş olsam da sahilde birçok güzel fotoğraf çekme şansım oldu. Yarıyılda tekrar gitmeyi düşünüyorum tabiki! O müzeler hep gezilecek!

O gün akşam 10 gibi Ercan'a indim. Kıbrısta cumartesi-pazar-pazartesi üç gece kaldım. Pazar günü geçen seneden arkadaşlarımla görüştüm, pazartesi günü de işlerimi halletim. Tam bir fiyaskoydu, sabah çıktım gece 10 gibi döndüm Girne'ye. Geçen sene Lefkoşa'da evde kaldığım için ve evin elektriği ve kira kontratı benim adıma olduğu için onları kapattırmam gerekiyordu. Canım çıktı gerçekten, bir ara hiç bitmeyecek sandım. Hayatımın açık ara en yorucu günüydü. Ama yine de geldikten sonra gece 11 gibi teee ilkokul ikinci sınftan arkadaşım Büşra ile buluştum. Geçen sene pek Girne'ye gitmediğim için yalnızca bir kez buluşabilmiştik. Bu gidişimde de görmeden dönmek istemiyordum. İyiki görüştük. Sanırım bu minik Kıbrıs fiyaskosunun en güzel yanı arkadaşlarımı görebilmem oldu. 

ercan havaalanı
Ercan'da İstanbul uçağını beklerken
Pazartesi gece odaya gittiğimde şapşal ben gözlüğümün üstüne oturdum ve kırdıııım!
Almanyada havaalanında etrafı göremem, babamları bulamam diye biraz telaş yaptım ama babam sağolsun gözlüğümün kırıldığını bilmemesine rağmen kalabalıkta onu göremeyeceğimi düşünüp el salladı :)

Salı günü iki saatlik uykuyla 3.30'da kalktım, hemen eşyaları topladım ve çıktım. O kadar erken bir vakitti ki şöyle söyleyeyim; havaalanı bomboştu, check-in görevlileri bile gelmemişti daha! Saat 8.10da İstanbul uçağım vardı, 10.40 gibi de Stuttgart. Rötarsız vardım, o kadar stres yapmama da gerek yokmuş zaten her zamanki taktiği uyguladım: Kalabalığı takip et! 

Üç günlük koşuşturmacanın acısı işte o gün çıktı. Çok az uyumuştum ve çok çok az yemek yemiştim. Normalde 7 saatten fazla uyuyamam ben, o gece tam 15 saat uyudum. Evet 15 saat! 

stuttgart almanya königsrasse

Gezmek istediğim birçok yer vardı aslında. Ama herkeste düğün telaşı olunca gezecek yoldaş bulamadım. Haliyle pek gezemedim. Wilhelma, Tripsdrill ve Mercedes Benz Museum'a daha önceki ziyaretimde gitmiştim. Bu sefer de Porsche müzesine gitmek istiyordum. Ama tek yaptığım üç gün boyunca alışveriş yapmak oldu. :) İki gün Königstrasse'yi bir gün de Milaneo'yu gezdim. Noel zamanı olduğu için bol bol indirim olur birçok şey alırım diyordum ama aradığımı pek bulamadım. 

stuttgart almanya königsrasse


Almanya'ya aralıkta gidecek olmamız beni çok korkutmuştu aslında. Soğuktan dışarı çıkmam hiçbir yeri gezemem diye gitmek istememiştim. (Ama hava mükemmeldi! Çok şanslıyım yahu!)
Sonra noel zamanı olduğu için ve internette imrenerek baktığım noel neşesini canlı canlı görmek için gitmeye karar vermiştim. 

weinachtsmarkt stuttgart

Her yerde bütün binaları ışıklandırmalar vardı, Königstrasse'nin ortasında kocaman çam ağacı vardı. Sanırım en güzeli de caddedeki noel stantlarıydı. Ben yalnız olunca pek tadını çıkaramadım tabi ama ortamı görmek bile yetti.

weinachtsmarkt stuttgart königstrasse



Asıl isteğim gezi yazısı yazmaktı ama pek gezemeyince yazacak bir şeyim olmadı haliyle. Almanya'nın diğer şehirleri ve Paris'i de gezmeyi çok istediğim için hevesimi bir dahaki sefere saklıyorum.


christmas market


Son günümde saatlerce yürüyüp alışveriş yaptıktan sonra artık yorulmuş ve acıkmıştım, Starbucks'tan bir Americano ve kurabiye aldım. Binanın arkasındaki bir banka oturdum ve geçen insanları özellikle de çocukları çektim.


 Aşağıdaki fotoğrafı çekerken bunun aslında ölmeden önce yapılacaklar listemde bir madde olduğunu hatırladım: 

"Hiç bilmediğin bir sokakta bir banka otur ve geçen insanları fotoğrafla"



Bu üstteki kare Stuttgart'la ilgili birçok şeyi barındırıyor bence. 
Şehir hayatı, insanları, tarihi dokusu, doğası...
 

Mimari ve tarih hastası bir insanım. İkisini beraber düşünün! 
Bir de beni ve fotoğraf makinemi ekleyin :)

Stuttgart'la ilgili en çok sevdiğim şey: evlerdeki tarihi doku!


 Königstrasse'ye giderken parkın içinden geçiyorum. İlk gidişimde de bu gidişimde de en sevdiğim yer kesinlikle bu park. Yazın tekrar gidebilirsem bu parkta geçirmek için özel vakit ayıracağım!



Parkta tabiki bir sürü fotoğraf çektim! Tam öğle vakti olduğu için ışıktan pek umudum yoktu ama birkaç poz çekip bakınca renklere hayran kaldım ve her yeri her şeyi çekmeye başladım :)

  







 


İstanbul'a dönüş!
Muhtemelen bir daha hiç başıma gelmeyecek şekilde yoğun bir hafta oldu. Kıbrıs'a da böylece elveda demiş oldum. Geçen sene Kıbrıs'a gidip gelirken uçaktan ve havaalanlarından nefret ederdim. Alıştım heralde artık seviyorum!

Ölmeden önce yapılacaklar listemde yurtdışında yapılması gereken daha birçok madde var. Yeşil pasaportumun süresi dolmadan gezebilediğim kadar gezmek istiyorum. <3

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşçakalın!

Benzer Yazılar

8 yorum

  1. Her zamanki gibi harika fotoğraflar çekmişsin, bayıldım! :) Ahh keşke benim de öyle gezebilme şansım olsa özendim vallahi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler :) Ben pek gezemedim malesef ama tekrar gitmek istiyorum. Umarım senin de bir gnü gidip görme şansın olur!

      Sil
  2. Resimlerine bayıldım. Sıkıldım yazarken demiştin ama ben okurken hiç sıkılmadım bence yine döktürmüşsün. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ooo çok sevindim! Teşekkürler :)

      Sil
  3. İtiraf ediyorum kıskandım. Resimde bu kadar güzelse çıplak gözle daha güzeldir pofff

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de bir gün gezersin umarım :) Havası da çok temiz ve güzel, mutlak git :)

      Sil
  4. Ben de kıskandım... Almanya bu mevsimde başka güzelmiş <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen benden çok gezdin benim kıskanmam gerek asıl! Beklediğimden güzeldi gerçekten, ben her yer karla kaplı olur diye düşünmüştüm :)

      Sil

Yorumlarınız benim için çok değerli. Lütfen paylaşmaktan çekinmeyin. Ancak "Takibe aldım, ben de bloguma beklerim" yazılan yorumları yayınlamıyorum. Siz yorum yazdığınızda ben zaten blogunuzu ziyaret edeceğim. Vakit ayırdığınız için teşekkürler :)